17 Temmuz 2010 Cumartesi

Bertrand Russell

"Men who are unhappy, like men who sleep badly, are always proud of the fact."

"To fear love is to fear life, and those who fear life are already three parts dead."

"The fact that an opinion has been widely held is no evidence whatever that it is not utterly absurd; indeed in view of the silliness of the majority of mankind, a widespread belief is more likely to be foolish than sensible."

"The greatest challenge to any thinker is stating the problem in a way that will allow a solution."

"A hallucination is a fact, not an error; what is erroneous is a judgment based upon it."

"Freedom in general may be defined as the absence of obstacles to the realization of desires."

"Man is a credulous animal, and must believe something; in the absence of good ground for belief, he will be satisfied with bad ones."

NOTE TO SELF: bunu düşün. --> "The law of casuality, I believe, like much that passes muster among philosophers, is a relic of a bygone age, surviving, like the monarchy, only because it is erroneously supposed to do no harm."

7 Temmuz 2010 Çarşamba

"Buffalo buffalo Buffalo buffalo buffalo buffalo Buffalo buffalo."

Bu bir "cümle"ymiş. Şöyle ki:

" "Buffalo buffalo Buffalo buffalo buffalo buffalo Buffalo buffalo." is a grammatically valid sentence in the English language, used as an example of how homonyms and homophones can be used to create complicated linguistic constructs. It has been discussed in literature since 1972 when the sentence was used by William J. Rapaport, an associate professor at the University at Buffalo. It was posted to Linguist List by Rapaport in 1992. It was also featured in Steven Pinker's 1994 book The Language Instinct. "

"The sentence is unpunctuated and uses three different readings of the word "buffalo". In order of their first use, these are
  • a. the city of Buffalo, New York , which is used as a noun adjunct in the sentence and is followed by the animal;
  • n. the noun buffalo, an animal, in the plural (equivalent to "buffaloes" or "buffalos"), in order to avoid articles;
  • v. the verb "buffalo" meaning to bully, confuse, deceive, or intimidate.
Marking each "buffalo" with its use as shown above gives you:
Buffaloa buffalon Buffaloa buffalon buffalov buffalov Buffaloa buffalon."


Simplified parse tree
PN = proper noun
N = noun
V = verb
NP = noun phrase
RC = relative clause
VP = verb phrase
S = sentence

Yazının tümünü okumak için buraya tıklayınız.

BU YAZI İLGİNİZİ ÇEKTİYSE:


ve 


linklerine de bir göz atın derim :]

4 Temmuz 2010 Pazar

"Şeytan'ın Sözlüğü"nden Hukuki Terimler Seçkisi

"AHLAKİ, s. (Moral) Doğrunun, yerel ve değişken standartlarına uyan. Genel menfaat niteliklerine sahip olan. [...]

ANT, i. (Oath) Hukukta; vicdanı, yalan yere yemin etme cezasıyla bağlayarak, Tanrı’ya yapılan kutsal başvurudur.

ASİ, i. (Rebel) İktidarı kurmakta başarısız olan yeni kötü yönetimin yandaşı.

AŞIRMACILIK, i. (Plagiarism) Utanç verici öncelikle onur verici sonradanlığın birleştiği edebi bir tesadüf.

AŞIRMAK, f. (Plagiarize) Asla ve de asla okumamış olduğu bir başka yazarın düşüncesini ya da tarzını almak.

AZAT, i. (Emancipation) Kölenin, başkasının tiranlığından kendi despotluğuna geçmesidir. [...]

BASKI, i. (Compulsion) Gücün söz söyleme yeteneği.

BAŞKALDIRI, i. (Insurrection) Başarısız bir devrim. Muhalefetin başarısız kötü iktidarın yerine geçmedeki başarısızlığı.

BORÇLU OLMAK, f. (Owe) Alacağı olmak (ve onu korumak). Sözcük eskiden borçluluğu değil mülkiyeti ifade ederdi. “Sahip olmak” anlamına gelirdi ve borçluların kafasında hala mal ve ödenecek borç arasında büyük oranda bir karışıklık vardır.

CİNAYET, i.  (Homicide) Bir insanoğlunun diğeri tarafından katledilmesidir. Dört çeşit cinayet vardır: Ağır suç oluşturan, bağışlanabilir, savunulabilir ve övünmeye değer cinayet. Ama bunlardan bir türde ya da diğerinde öldürülmek mevta olan kimse için büyük bir fark oluşturmaz. Sınıflandırma, avukatların yararınadır.

DELİL,i. (Prof) Muhtemel olmayandan ziyade akla yatkına daha çok benzeyen bir kanıttır. İnanılan iki tanığın ifadesinden sadece birine karşıdır.

DİKTATÖR, i. (Dictator) Bir ulusun, despotluğun vebasını anarşi salgınına tercih eden lideri.

HAKSIZLIK, i. (Injustice) Kendimizi başkalarına taşıtmanın ellerde daha hafif, sırtta daha ağır hissedildiği yük.

MÜZAKERE, i. (Deliberation) Kişinin ekmeğinin hangi tarafına yağ sürüldüğünü inceleme eylemi.

PASAPORT, i. (Passport) Yurtdışına çıkan vatandaşa haince uygulanan, onu bir yabancı olarak teşhir edip, özel bir kötülük ve zulüm için hedef haline getiren evraktır.

SUÇLAMAK, f. (Accuse) Birinin suçunu ya da değersizliğini teyit etmek, genellikle insanın kendini aklamak için yaptığı bir haksızlıktır.

TEMYİZE BAŞVURMAK, f. (Appeal) Hukukta, bir daha atmak için zarları kutuya koymaktır.

YASAL, s. (Lawful) Yargılama yetkisine sahip hakimin iradesiyle uyumlu olan."

- Ambrose Bierce



"Şeytan'ın Sözlüğü"nden Seçtiklerim

"ACELE, i. (Hurry) Yüzüne gözüne bulaştıranların hızı.

BEYAZ, s. ve i. (White) Siyah.

CUİ BONO?, Bunun bana ne yararı olacak? (ç.n. Latince -Kimin işine yarar?)

DANIŞMAK, f. (Consult) Çoktan karar verilmiş bir durum hakkında bu durumu onaylamayacakların aranması.

İKİYÜZLÜLÜK ETME, f. (Dissemble) Karakter üzerine temiz gömlek giydirmektir. [...]

KARAR VERMEK, f. (Decide) Bir etkiler kümesinin diğer etkiler kümesinin üstünlüğüne yenilmesi.

TEBRİK, i. (Congratulation) Kıskançlığın kibar hali.

YA SABIR, i. (Longanimity) Bir yandan intikam planlarını geliştirirken, diğer yandan yaşanılan zarara uysal bir hoşgörüyle dayanma mizacıdır.

YERLEŞİK, s. (Resident) Terk edemeyen.

YETERLİ, z. (Enough) İsterseniz dünyada fazlasıyla olan şey.

Yeterli, bir kanaatkar için bir ziyafet kadar iyidir
Bu nedenle bir kanaatkar
Bir servis tabağı için ziyafet kadar iyidir.
Arbely C. Strunk

YIL, i. (Year) Üç yüz altmış beş hayal kırıklığından oluşan bir dönem."

-Ambrose Bierce


Charles Percy Snow

"When you think of the long and gloomy history of man, you will find more hideous crimes have been committed in the name of obedience than have ever been committed in the name of rebellion."

"The pursuit of happiness is a most ridiculous phrase; if you pursue happiness you'll never find it."

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Anın Şiiri

4.

bir kimlik buldum
kıskançlıkla
hırpalanmış
bana benziyor üstündeki yokluk
aşkın mendereslerinde bulanmış
rengini saklıyor hala
adımı vermiyor
bütün sayılardan kurtulmuş
bütün çarpanların yerine
beni koymuş


-Hidayet Karakuş

20 Haziran 2010 Pazar

"Kolektif Varoluş Salatası"nın Deliliğe Yakınsayan Yüzü

"Tam olarak delilik sayılmaz bu halim, ama delirenler herhalde kendilerine acı veren şeye teslim oluyordur, ruhundaki sarsıntılardan yavaş yavaş zevk almayı öğreniyordur - hissettiklerim de buna pek uzak sayılmaz doğrusu.
Hissetmek - ne renktir acaba?"

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin